Davos’un Jeopolitiğe Yansımaları - Cem GÜRDENİZ

11 Vizionari
Published
LÜTFEN ABONE OLUNUZ !
POYRAZ MAVİ VATAN YOUTUBE kanalımıza ABONE'LİK ÜCRETSİZDİR. Lütfen vereceğim bağlantı adresi üzerinden aramıza katılın. Sağolun…
https://www.youtube.com/@poyraz2022
https://www.poyrazmavivatan.com
https://x.com/poyrazmavivatan

Davos’un Jeopolitiğe Yansımaları
Yarım yüzyıldır küresel kapitalizmin vizyon ve doktrin merkezi olan Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu (WEF)2026, 19-23 Ocak tarihleri arasında “A Spirit of Dialogue / Diyalog Ruhu” temasıyla icra edildi. Tarihinin en önemli toplantısında 1945 sonrası kurulan Pax Americana düzeninin sona erdiği hem finans kapitalin patronları hem de Avrupalı sömürge imparatorluk mirasına sahip devletlerin bugünkü temsilcileri (Fransa, Almanya ve İngiltere)’nin seçilmiş liderleri tarafından resmen itiraf edildi. İlan edilen diğer bir konu da şüphesiz küreselleşme ve neoliberalizmin sonu oldu. Finans kapitalin temsilcileri halkın güvenini kaybeden siyasi ve ekonomi seçkinlerine vurgu yaparak, gelir adaletsizliğinin sürdürülemezliği çerçevesinde neoliberal düzenin artık yıkılma aşamasına geldiğini kabul ederken; siyasiler hukukun yerini gücün aldığını ve gerçekte kurallara dayalı uluslararası düzen anlatısının kısmen bir kurgu olduğunu, büyük güçlerin işlerine geldiğinde kuralları askıya aldığını açıkça kabul etti. Bu açıklamalar içinde her halde Trump için en kaygı veren hamle, kuzeydeki akraba komşusu Kanada’dan geldi. Trump’ın yeni ulusal güvenlik doktrininde batı yarımküre sınırlarına dahil ettiği ve açıkça tehdit ettiği Kanada Başbakanı “kurallara dayalı düzen” anlatısının bir kurgu olduğunu itiraf ederek, finans, ticaret, enerji ve tedarik zincirlerinin artık karşılıklı fayda değil baskı ve silah haline geldiğini ve batı dünyasının artık bir geçişte değil açık bir kopuşun içinde olduğunu beyan ederek Çin ile stratejik ortaklığını ilan etti. Aslında yaşanan, jeopolitik gerçeklerle finans kapitalin çıkarlarının kaçınılmaz sonucuydu.
ABD’nin Geri Çekilmeyi Zorla Kabulü.
ABD, artık tüm küreyi etkileyecek jeopolitik güce sahip değil. Askeri, teknolojik, endüstriyel göstergelerde Çin’le başa baş, hatta geride kalınması bu yapısal kırılmanın kanıtları. Tek kutuplu hegemonya iddiasını sürdüremiyor. Trump yaptığı tehditleri daha sonra geri çekiyor. Grönland’da askeri güç kullanımından ya da AB’ye yüksek gümrük yaptırımlarından bir anda vaz geçebiliyor. Örneğin Grönland konusunda başlangıçta askeri güç kullanabileceğini söyleyen Trump Davos’a gelirken Amerikan borsasında 800 milyar dolara yakın kayıp yaşanınca askeri seçenekten vaz geçtim demek zorunda kalıyor. Gerçekte ABD, yeni dünya düzeninde kendine yer kapıyor. Bu nedenle de Batı Yarımküreyi Monroe Doktrinini yeniden canlandırarak kayıtsız şartsız kendine bağlamak istiyor. Bu bile, ABD’nin küresel kapasite kaybının itirafıdır. Ancak burada bile ne Kanada’nın ne Brezilya’nın Çin ile ilişki kurmasına mâni olamıyor. Ya da Arjantin’in Çin ile tüm ekonomik bağlarını korumasını engelleyemiyor. Bu devletler BRICS ve Küresel Güney ülkeleri gibi ABD’nin baskı ve tehdit temelli yaklaşımının ters etki yarattığının somut örnekleri. Ülkeler ABD’nin tehditleri karşısında Çin’le denge arayışına gidiyor. Çin’in sunduğu ticaret altyapı finansmanı ve karşılıklı fayda modeli ise zorlama içermediği için çekim alanı oluşturuyor. Davos’ta Çin, net bir kopuştan çok kontrollü bir belirsizlik üzerinden ele alındı. ABD açık bir sistemik rekabet hattı çizerken, Avrupa ülkeleri ekonomik gerçeklerle jeopolitik baskılar arasında denge kurmaya çalışıyor. Bir yandan Çin ile ticaret, yatırım ve pazar erişimi sürdürülmek istenirken; diğer yandan teknoloji, güvenlik ve kritik altyapılarda mesafe koyma çabası dikkat çekiyor. Bu durum, Avrupa’nın Çin’e yönelik politikasının stratejik netlikten ziyade taktik esneklik üzerine kurulduğunu gösteriyor. ABD’nin baskıcı yaklaşımı ise sadakat yerine kopuş üretiyor. Artık ABD için çok kutupluluk bir tercih değil, güçten düşmüş olmasının semptomatik sonucu ve gerçeğin kabulüdür. Fransa, İngiltere, Almanya, Kanada, Suudi Arabistan gibi müttefiklerinin artık ABD merkezli düzenin sona erdiğini açıkça dile getirmesi bu güçsüzlüğün sonucudur. Bu süreç devam ederse ABD’nin Çin ile, soğuk savaş döneminde SSCB ile oluşan Barış İçinde Bir arada Yaşama politikasına dönmesi kaçınılmaz olacaktır. Tabi bunun diğer alternatifi savaştır.
Categoria
Constructii Civile
Fii primul care comenteaza acest videoclip.